31 Ocak 2012 Salı

PEPEE

Benim oğlum çok seviyor. Eminim ki bu yaş grubunun geneli beğeniyor.

Biz haftasonu orada olacağız.


PEPEE Ankara'da 
31 Ocak - 5 Şubat




 

Pepee, ilk kez Carrefour AVM’lerde çocuklarla buluşacak - Çocuk Etkinlik Rehberi


Çocuklar Pepee görselli yapboz ve kart oyunları oynacaklar. Pepee baskılı balonların dağıtılacağı etkinliklerde Pepee maskesi boyama ve boyama kitabı atölye çalışmaları gerçekleşecek.

Hafta sonları ise Pepee’nin Dünyası çocuklarla buluşacak. 12:00-19:00 saatleri arasında çocuklar, Pepee ile şarkılar söyleyecek, halay çekip dans edecekler. Pepee kitap ve dergileri çocuklar için imzalayacak. Çocuklar ayrıca hayran oldukları Pepee maskotu ile fotoğraf çektirmek için birbirleriyle yarışacaklar.

Etkinlikte bir araya gelecek çocuklar Pepee, annesi, babası, nenesi, dedesi, teyze kızı Şila, minik kız kardeşi Bebee ve Zulu (zürafa) karakterleri eşliğinde çeşitli animasyon ve eğlenceli aktivitelere katılacaklar.

Hafta içi 12:00-18:00 (Boyama, yapboz ve kart oyunları oynama)
Hafta sonu 12:00-19:00 (Pepee'nin dünyasında tüm karakterler ile buluşma)


Bu bilgiyi Anne Baba Çocuk Eğlence ve Eğitim Portalı'nın sayfasından aldım. İncelemek isteyenler için değişik etkinlik ilanları da var.

Fasülye Diplesi

Laz gelini olarak hiç yöresel bir şey eklemediğimi farkettim. Bugün yöresel tatlara da başlayacağız. Fasülye diplesi birçok yerde yapılıyor. Bir de karalahana diplesi var ama onu ben de bilmiyorum. Sadece duydum. Belli mi olur belki onuda öğrenir sizlerle paylaşırım.

Mevsim malum. Onun için kurutulmuş fasülye kullandım. Yazın fasülyenin en bol ve lezzetli olduğu dönemde alıp diplelik doğrayarak kurutmak gerekiyor. Taze fasülye ile de çok lezzetli olur ama mevsiminde...

Malzemeler

3 su bardağı kurutulmuş fasülye
1 çay bardağı pirinç
1 su bardağı su
1 adet kuru soğan
kırmızı pul biber - damak tadına göre ayarlanacak (karadenizde pek koymazlar ama lezzetlendirmek için tavsiye ederim)
Tuz

Hazırlanışı

* Kurutulmuş fasülyeleri 10 dakika düdüklü tencerede haşladım.
* Başka bir tencerede soğanı pembeleşinceye kadar kavurdum. Üzerine kızmızı pul biber ekledim.
* Haşlanan fasülyeler süzülür ve soğanlarla birlikte biraz kavrulur. Tuzu atılır.
* Kavrulan fasülyelerin ortası açılır ve pirinç arasına konulur. Pirincin üzeri fasülyeler ile kapatılır.
* Üzerine 1 su bardağı su eklenir ve altı kısılarak pişirilir.
* Pişince karıştırılır ve biraz dinlendirilir.

Afiyet Olsun...


Not:
Taze fasülye ile yaparsanız. Haşlamaya gerek yok. Yıkayıp doğradığınız fasülyeleri direk soğanla kavuruyoruz. Tek farkı 2 su bardağı su koyuyoruz.


Bu tarif Filiz Ablama ait.

30 Ocak 2012 Pazartesi

Ispanaklı Kek

Ankara hala karlar altında. Yorucu bir haftasonundan sonra güzel bir pazartesi...

Bu  tarifi çok uzun süredir yapmamıştım. Deftere yazmayıp ufak ufak  notlar halinde sakladığım tariflerden biriydi. Tarifi kaybettiğimi düşünüyordum. Geçenlerde bir yemek kitabının arasından çıktı. Hemen deftere yazdım. Bu tarifi ararken bir çok ıspanaklı kek tarifi denedim ama hiçbiri bu kıvamda ve lezzette olmadı.

Gelelim tarifimize.

Malzemeler

3 yumurta 1/2 su bardağı sıvıyağ
1,5 su bardağı şeker
250 gr haşlanmış ıspanak (tarifte böyle yazıyor ama ben 1 su bardağı haşlanmış suyu sıkılmış ıspanak kullanıyorum)
2 su bardağı un
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya

Üzeri için
1 su bardağı soğutulmuş süt
1 paket krem şanti

Hazırlanışı

* Klasik olarak yumurta ve şeker güzelce çırpılır.
* Daha sonra yağ ve haşlanmış, suyu sıkılmış ıspanak eklenir. 2-3 dakika mikserle çırpılır.
* Kuru malzeme (un, kabartma tozu, vanilya) birbirine karıştırılarak eklenir.
*  Kullanılacak tepsinin altına yağlı kağıt konulacak. Tepsinin kenarlarını da margarinle yağlayın. Kelepçeli kalıp da kullanılabilir. )Benim kullandığım kek kalıbı biraz büyük geldi. Bir boy küçüğüyle yapsam daha yüksek bir kekim olabilirdi.) 180 derecede pişirilir.
* Krem şanti 1 bardak soğuk süt ile hazırlanır ve buzdolabında bekletilir.
* Pişen kek biraz soğuduktan sonra kalıptan çıkarılır ve kenarları 0,5-1 cm kesilir. Kesilen parçalar robotlanır.


*Kek ılıyınca (sıcakken sürerseniz krem şanti üzerinde erir, çok soğuyunca koyarsanız kek içine çekmez) üzerine krem şanti sürülür ve robottan geçirdiğimiz kek kırıntıları üzerine serpilir. Biraz dinlendirilir soğuyunca servis yapılır. Krem şanti olduğu içiin buz dolabında muhafaza edilmeli.

Dilimlenmiş halinin fotoğrafını çekemedim. Bizim evde pastaya bıçağın değmesiyle bitmesi bir oluyor sanırım.

Bir daha ki sefere onu da eklerim.

Afiyet Olsun...

27 Ocak 2012 Cuma

İrmik Helvası


Helvalardan başladık. Bizimkilerin akşam tatlı krizi tuttu. Ben fotoğrafını çekerken tencerenin dibini görmüşlerdi. Sadece bu kadarını kurtarabildim. Onun için süsleyemedim ;)

Malzemeler

1 paket irmik
200 gr. margarin
yarım çay bardağı sıvıyağ
1,5 su bardağı süt
1,5 su bardağı su
2 su bardağı şeker + 3 yemek kaşığı şeker
10 gr dolmalık fıstık (1 paket)
Bir tutam tuz

Hazırlanışı

Margarin ve sıvıyağ tencereye alınır, margarin eridikten sonra dolmalık fıstıklar içine atılır. 1-2 sefer çevrilir ve irmikve tuz eklenir. Ocağın en kısık ayarında fıstıklar pembeleşinceye kadar irmik kavrulur.

Diğer tarafta su, süt ve şeker başka bir tencerede bir taşım kaynatılır.

İrmikler kısık ateşte iyice kavrulunca şekerli sütlü karışım yavaş yavaş karıştırarak eklenir. Kapağı kapatılarak 2-3 dakika suyunu çekmesi beklenir. Bu aşamada dikkat etmek gerekiyor. Fazla durursa dibi tutabilir.
Suyunu çektirince altı kapatılır. Üzerine 3 yemek kaşığı şeker serpilir ve kapağı kapatılarak 5 dakika demlendirilir.
Dinlendikten sonra güzelce karıştırılır. Tane tane irmik helvanız hazır.


Püf Noktası:
Helvanızın tane tane olabilmesi için kısık ateşte kavurmanız gerekiyor. 

26 Ocak 2012 Perşembe

Un Helvası

  









Aslında geçen hafta yaptık helvayı ama ancak şimdi yazabiliyorum.

Henüz olamadım ama blog yazarı olmak da ayrı bir sanatmış. İlgilenmek, zaman yaratmak, emek vermek gerekiyormuş. Bakalım zamanla ...

Un helvasına geri dönelim.

Malzemeler

1 su bardağı sıvıyağ
2 su bardağı un
2 su bardağı su
2 su bardağı şeker + 4 yemek kaşığı şeker (damak tadına göre ayarlanabilir)
Bir tutam tuz

Hazırlanışı

Sıvıyağı tencereye alıyoruz ve 2 yemek kaşığı şeker atıyoruz. Şeker iyice karamelize oluncaya kadar karıştırıyoruz. Şeker yağın üzerine çıkmaya başlayınca unu ilave ediyoruz (Bu aşamanın fotoğrafını çekmemişim. Tekrar yaptığımda bu aşamanında fotoğrafını ekleyeceğim.) bir tutam tuz ekliyoruz ve iyice kavuruyoruz. Unun rengi değişecek.

Diğer tarafta 2 bardak şeker ve 2 bardak suyu başka bir tencerede bir taşım kaynatıyoruz.

Unun rengi koyulaşınca şerbetini ekliyoruz. ve karıştırarak suyunu çektiriyoruz.

 
Altını kapatıp, üzerine 2 yemek kaşığı şeker ilave ederek, kapağını kapatıyoruz. 15-20 dakika kadar demleniyor. Daha fazla beklersek kaşıklanmaz. O zaman da uygun bir tabağa yayıp kesilebilir. (Ben hiç öylesini yapmadım.)


Daha sonra kaşıklayarak tabağa diziyoruz.



 Püf Noktası:
Helvanızın damağa yapışmaması için unun iyi kavrulması gerekir. Unun çabuk kavrulması için yağına atılan şekerin iyice karamalize olması gerekir. Şeker yağın üzerine çıkmaya başlayınca ununu koyarsanız hem çabuk kavrulur hemde ununuz topaklanmaz.

18 Ocak 2012 Çarşamba

Rauf DENKTAŞ’ı kaybettik




KKTC’nin kurucusu Dr.Rauf DENKTAŞ’ı kaybettik. Üzüntümüz sonsuzdur.

Kıbrıslı soydaşlarımızın ve Türk Ulusu’nun başı sağolsun.

11 Ocak 2012 Çarşamba

Geleneksiz Kadınlar

Bu yazıyı benimle paylaşan Birgül Hocam'a sevgiler...
Bunun üzerine söylenecek fazla birşey yok sanırım...

 
Geleneksiz Kadınlar

Belki bizden alınmadı da biz onları kendi isteğimizle bıraktık. Yeni kadın "işkadını" olduğu için, erkekler dünyasında binlerce çeşit, küçüklü büyüklü oyunla uğraşırken takatımız kalmadığı için, evlerde yapılan "iş" işten sayılmadığı için, onlar bizi içinde durmak zorunda olduğumuz sert dünyada "yumuşattığı" için terk ettik.
Ne portakal reçelini biliyoruz şimdi, ne patlıcan turşusu kurmayı, ne büyük anneannenin çiğböreğini... Bir sürü bilgi, düşünsenize, kuşaklar arasında binlerce küçük bilgi yok oluyor. Kadınların kadınlara aktarması gereken doğum ve ölüm bilgisi gibi mesela.
İki kuşak öncesine kadar bebeklerin kordonunu kesebilirken kadınlar, ölüleri yıkayıp son yatağına yatırmayı gündelik bir bilgi olarak beraberlerinde taşırken şimdi?

İlerlemiş bir hayat
Bitkileri; hangilerinin zehirli, hangilerinin şifalı olduğunu bilirken o kadınlar bize kendilerinden neler bıraktılar?
Hayvanların dilinden ve zamanından anlayanlar bizi bilgisiz bıraktılar...
Gelenekten sadece ezberlenen duaları ve nesiller boyu sakatlanmış yerlerini yeni kızlarda da sakatlamayı anlamamalı. Bunları da anlamalı işte: Çiçek adlarını, ağaçların huylarını, otların tatlarını, kahve falının inceliklerini, mendilin iki ucunu kıvırıp beşikte sallanan ikizler yapmayı...
Dishy dergisini okumam ama bir vesile ile bakarken derginin içine, Şebnem Dönmez'in röportajını gördüm. Bu genç kadında, en "sabah şekeri" olduğu zamanlarda bile bir ışık vardı, diğerlerinden ayırt edilen. Hayatın ayrı damarlarında aktığımız için hiç bir araya gelmedik ama hep gözümün ucuyla izledim onu. Nihayet dergiye bakarken gördüm ki, hayat tahmin ettiğim gibi ilerlemiş ve Şebnem Dönmez içinin derinliğini anlatan cümleleri kurabileceği bir yerinde durmaya başlamış hayatın. Dönmez, Hindistan gezisinden ve meditasyondan söz ediyor. Şöyle diyor sonra:
"Meditasyon demek zihnin akışını, o hiç durmayan makineye müdahale etmeden izlemek demek. O sırada olan her şeyi sadece seyirci olarak izlemek... Bizler çoğu zaman meditasyon yapıyoruz zaten. Yürümek, resim yapmak, el emeğiyle yapılan tüm işler de bir meditasyon aslında."

Doğal yollarla iyileşme
Şebnem'in zarif mizah yeteneğiyle kurduğu cümleleri okurken hamur açan kadınları düşündüm, yoğuran, parçalayan, yayan, tekrar toparlayan... Kaynayan reçelin önünde duran kadınlar, şekerin ve meyvenin kokusunu içine çeken, sebzelerle oynayan, bitkilere dokunan kadınlar... Bu meditasyon hakkı bizden alındı biz "modern" kadınlar olduğumuz için.
Biz ellerimizi, hayat karşısında çaresiz kaldığımızda, öfkelendiğimizde, küstüğümüzde sadece cebimize sokuyoruz artık. Kendi kendimizi doğal yollarla iyileştirme meşguliyetlerini aşağıladığımızdan beri iyileşemiyoruz.
Sinirlenince evi temizleyenlere "Neyi temizlemeye çalışıyorsun aslında, düşün bakalım" demeyi öğrendiğimizden beri şöyle çitileye çitileye dertlerimizden kurtulamıyoruz. Asabı bozulunca dağ gibi ütülere girişenlere, "Neyi düzeltmeye çalışıyorsun aslında. Çamaşırları mı? Hayır" demeyi öğrendiğimizden beri o antidepresanımız elimizden alındı. Çıldırıp bir anda beş yemek birden yaparken durduruyoruz arkadaşlarımızı:
"Niye bunları yapıyorsun?"
Bu "yeni" bilgilerimiz her zaman işe yaramıyor oysa. Bazen gerçekten de ellerimizle bir şeyler yapmamız gerekiyor. Bin yıllardır kadınlar kendilerini nasıl iyileştirdiyse o yöntemleri de öğrenmemiz, tekrar etmemiz gerekiyor.
Şöyle kan ter içinde kalıncaya kadar hamur yoğurmanın tadına da varmamız gerekiyor. Sonra yine çıkarız ve kavga ederiz kılıçlarımızla... Ama bazen de geçip televizyonun karşısına deli gibi ütü yapmak bizi o kadar da zavallı yapmaz aslında.

ecetem@hotmail.com

Ece Temelkuran
Milliyet
06 Ekim 2006 / Cuma

10 Ocak 2012 Salı

Ankara Beyazlara Büründü







Uzun süredir beklediğimiz kar, bugün Ankara'yı teslim aldı. Sıcak bir yerde oturup, sıcacık kahve ile seyretmesi o kadar keyifli ki!

Manzara mı sizinle'de paylaşmak istedim. Eve nasıl giderim onu bilemiyorum ama...

Yolda/dışarıda olanların Allah yardımcısı olsun.

Mayalı Poğaça


Biraz uğraştırıcı ama değecek bir lezzet.  Sema Teyzemin kıyır kıyır olan mayalı poğaça tarifi. Bu tarifle başlamak kısmetmiş. Bu vesileyle seni de kocaman öpüyorum teyzeciğim. Aslında elmalı pasta tarifi ile başlamayı planlıyordum ama fotoğraf konusunda daha çalışmalıyım. İstediğim gibi olmamış fotoğraflar. Bizim evde çok sevildiği için ikincisini çekecek fırsat olmadı ;)
Malzemeler
ü  1 çay bardağı yoğurt
ü  1 çay bardağı sıvıyağ
ü  ½ paket margarin
ü  2 su bardağı ılık su
ü  1 tatlı kaşığı şeker
ü  1 paket maya
ü  Tuz
İçi için;
        Peynir, maydanoz (İsteğe bağlı olarak değişik iç konulabilir.)

Üzeri için;
        1 yumurta sarısı
Yapılışı
ü  Maya ılık suda şeker ile eritilir. Diğer malzemelerde (margarin hariç) eklenerek çok katı olmayan bir hamur yoğrulur. Üzeri örtülerek yaklaşık 1 saat mayalandırılır.
ü  Mayalanan hamur 4 parçaya ayrılır. Yufka gibi açılır üzerine hafif yumuşatılmış margarin sürülerek. Rulo halinde sarılır. Daha sonra 3 parmak eninde kesilir.
ü  Kesilen kısımları altta ve üste kalacak şekilde çevrilir ve küçük yuvarlaklar açılır ve iç konur. Yarım ay şeklinde kapatılan poğaçaların ortasına baş parmak ile enine bastırılır.
ü  Üzerine yumurta sarısı sürülerek önceden ısıtılmış 200o C’de pişirilir.
Yapım aşamasını da fotoğraflasam iyi olacakmış. Bir daha ki sefere fotoğraflar onları da eklerim.
Afiyet Olsun.
  

2 Ocak 2012 Pazartesi

İyi ki varsın...

Sevgili Serpil,

doğum gününü buradan kutlamak istiyorum.

Can yoldaşım, sevgili dostum, kardeşim... senin hayatımdaki yerini ifade etmeye bu kelimeler yetersiz kalıyor.

Oun için kısaca iyi ki varsın, diyorum.

NİCE YILLARA...